Doğa dikkatle incelendiğinde kendi kendini onaran bir döngüye sahip olduğu görülür. Yaratılıştan gelen bu mükemmel özellik, bir varlığın diğer varlığın temel yaşam kaynağı olması ile çözümlenmiştir. Doğada artık diye bir şey yoktur. Sistem sıfır atık ve zarar ile çalışmaktadır. Bu mükemmel sistem ancak insanoğlunun doğaya müdahalesi ile bozulmuştur. Özellikle gelişen teknoloji insanların doğaya verdiği zararın artmasına sebep olmaktadır. Teknoloji bir yandan insan hayatını kolaylaştırırken, diğer yandan doğaya verdiği zararla insan ömrünü kısaltmaktadır. Oluşa çevre kirliliği ile artan kanser vakaları insanların erken yaşlarda yaşamlarını yitirmelerine sebep olmaktadır.

Teknoloji Doğa İlişkisi

Teknolojinin doğaya verdiği zararın büyük boyutlara ulaşması ve insan sağlığına verdiği zararların artması doğanın korunması ve zararların azaltılması çalışmalarını artırmıştır. Öncellikle doğaya daha az zarar veren teknolojiler gelişmiş ülkeler tarafından desteklenmektedir. Yeşil teknoloji denilen çevreye daha az zarar veren teknolojiler tüm dünyada desteklenir hale gelmiştir. Ayrıca doğaya zarar veren teknolojik ürünlerin azaltılması ya da üretimlerinin yasaklanması alınan başlıca tedbirlerdir. Özellikle sera gazı emisyonunun ozon tabakasını delmesi ve karbondioksit salınımının azaltılması başlıca doğa koruma tedbirlerindendir. Karbon ayak izi denilen teknolojik ürünlerin üretimi sırasında doğaya ne kadar zarar verdiğinin belirlenmesi bu konuda daha dikkatli olunması konusunda farkındalığın artmasına yol açmıştır.

Doğadaki Sistem

Üretilen teknolojilerin insan hayatını kolaylaştırıcı etkisi olmasının yanı sıra, doğaya verilen zararlar sebebi ile insan yaşamını olumsuz etkilemesi kontrol edilmesi gereken bir güç olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Doğanın iyileşmesi için doğaya az zarar vermesi yeterlidir aslında. Çünkü doğada var olan sistem kendi kendini yenileme ve temizleme odaklıdır. Teknoloji konusunda yaşanılan gelişmelerin aynı zamanda doğayı koruyan teknolojiler de geliştirebilecek imkanlar barındırması bu konuda umutlu olmamızı sağlamaktadır.

Tüketim Toplumu ve Doğa

Yapılan çalışmalar, insanların tüketim toplumuna aşırı meyilli olmaları ve doğadaki çoğu şeyi bir mal ve meta olarak görmeleri doğanın hızla tahribatının önüne geçilmesini zorlaştırmaktadır. Ancak dünyadaki insan yaşamının devamı için bu tahribatın engellenmesi ya da azaltılması konusunda daha fazla çaba ve irade gerektirmektedir. Sera gazı emisyonu azaltılması amaçlı olarak Kyoto Protokolü gibi girişimlerin sadece imzada kalmaması gerekmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz